KIZ İSTEME
Kız ile oğlan birbirini görür beğenirse, oğlan kendi yakınlarından birine söyler. Söylediği kişi de oğlanın anne ve babasına bildirir, onlar da uygun görürlerse kız tarafına haber göndererek ziyarete geleceklerini bildirirler. Kız tarafı kabul ederse buyursun gelsinler der. Ya da kusura bakmasınlar bizim henüz evlendirecek kızımız yok derler. ( Kız kaçırma olayı hemen hemen hiç yoktur.) Olumlu cevap alınırsa oğlan tarafı kendi yakınlarından ve iki tarafın da ortak yakını olan insanlardan iki ya da üç kişiyi alarak akşam kız evine giderler. Eğer kız tarafının gönlü varsa hoş karşılanır, izzet ikram iyi olur. Gönlü yoksa pek ilgi olmaz. İleri gelen biri sözcü olarak söze başlar. Yedik, içtik, yüzden düştük. Bize hiç niçin geldiniz diye sormuyorsunuz. Allahın emri Peygamberin sünneti ile oğlumuz filancaya kızınız filancayı istemeye geldik der. Kız evinin büyüğü de hoş geldiniz sefa geldiniz. Bir düşünelim, soralım, soruşturalım, eşe dosta soralım bize müsaade edin der. Birkaç gün sonra oğlan tarafı kız tarafına aracılardan haber salar. Gelelim mi diye. Eğer kız verilecekse buyursun gelsinler denir ve oğlan tarafı yine aynı ekiple giderler, kahveyi içerler yani söz keserler. Ne gibi hazırlıklar yapılacağını ve neler alınacağını, nişan ve düğün tarihlerini belirler.
NİŞAN
Nişan yapılacaksa nişan tarihinden önce gerekli hazırlıklar yapılır, her iki tarafın da tanıdık ve akrabaları davet edilir. Nişan kız evinde yapılır, nişana gelen davetliler genelde aveyit (hediye) olarak kap, kacak, çarşaf ve giysi getirir. Çok yakın olanlar altın ve para takar. Nişanda toplanan altın ve paralar kız evinde kızın ihtiyaçlarını karşılamak için kalır.
HIZIRLIK
Eğer 6 Mayıs Hıdrellez gelmiş ve çocuklar hala nişanlı iseler oğlan tarafı çeşitli hediyeler, yiyecekler, maddi gücüne göre koç, kuzu, hindi alır ve yakın dostlarını da davet ederek kız evine veya hep birlikte yakında bulunan mesire yerine ya da tekke yanına giderler. Oraya gelenler yine eli boş gelmezler hediye getirirler. Akşama kadar yer, içer eğlenirler.
KİRAZ GÖTÜRME
Bahar gelmiş kirazlar, erikler çıkmış ve bizim çocuklar hala nişanlı iseler yani düğün olmamışsa oğlan tarafı çarşıdan kiraz, erik ve mevcut meyvelerden oluşan bir meyve sepeti hazırlar. Yine çeşitli hediyelerle birkaç yakını ile birlikte kız evine akşam ziyaretine gider ve o akşam orada yenilir, eğlenilir.
YILBAŞI
Yine yılbaşında da gelinlik kıza, oğlan tarafı çeşitli hediyeler alır, maddi duruma göre hindi, horoz, tavuk vb. kız evine gidilir ve o akşam yeni yıla hep birlikte girilir.
BAYRAMLAR
Şeker ve kurban bayramlarında da yine gelinlik kıza çeşitli hediyeler alınır, yiyecek ve içeceklerle kız evini akşam ziyarete gidilir. Özellikle bayram akşamları hep birlikte oturulur. Adetler biraz fazla ağır olduğundan gençleri uzun süre nişanlı bırakmazlar, hemen düğün yapmak isterler.
PIRTI KESTİRME
Nişandan sonra düğünden önce oğlanın yakınları, kızın yakınları ve dünürlükte aracı olanlar (Çöpçatan) şehre giderler. Önce bir bedesten dükkanına girerler ve kızın yakınlarına, aracılara hediyeler alırlar. Oğlan tarafına da istenirse fazla olmamak kaydıyla hediye alınır. İşe yarasın yaramasın bir sürü bez ve kumaş kestirilir ve tepe gibi yığılırdı bu yüzden pırtı kestirme denirdi. Şimdi pek yapılmıyor.
DANIŞUK
Düğün tarihi önceden belirlenmiş ise düğüne birkaç gün kala kız tarafının yakınları kız evinde, oğlan tarafının yakınları oğlan evinde düğün sahiplerinin daveti üzerine toplanır. Yemek yenip çay içildikten sonra düğünde kimlerin ne gibi görevler alacakları, nasıl yardım yapacakları, hangi yol yordam güdüleceği, düğünü olacak gençlerin hangi eşyaya ihtiyaçlarının olduğu belirlenir. Bu işlerin fikir alınarak, danışılarak yapıldığı için bu toplantıya halk dilinde danuşuk(danışık) denir.
DÜĞÜN
Düğünden bir hafta önce görevli bir bayan kız tarafına terlik, oğlan tarafına şeker, kızın çok yakın akrabalarına ayakkabı, gömlek, elbiselik vb. dağıtarak düğüne davet eder. Bu bayana çeşitli hediyeler verilir.
Nihayet bir sürü hazırlıktan sonra düğün günü gelip çatar. Eğer düğün pazartesi öğlen başlarsa, Perşembe öğlen biter. Perşembe öğlen başlarsa, Pazar günü öğlende biter. Daha çok perşembe başlar. Perşembe gün öğlende oğlan tarafı yakınlarından bir grupla yapılan çeyizi alır ve kız tarafına çeyiz götürür. Oğlan tarafında çalmaya başlayan davul onlara eşlik ederek yolcu eder. Çeyizciler kız evinde yer, içer, eğlenirler ve akşamüzeri geri dönerler. O akşam her iki evde de hummalı hazırlıklar yapılır. O gün görevli bir bayan köyü dolaşarak bütün bayanları kız hamamına davet eder. Cuma gün sabahtan köyün kadınları kız evine gelerek traktörlerle ilçedeki hamama giderler. Damadın yakın arkadaşları da bir grup olarak güveyi hamamına giderler.
Cuma akşamı her iki düğün evinde de eğlence olur. Cumartesi günü öğlen de kız tarafından oğlan tarafına, genç kızlar çeyiz asmaya giderler. Kızın yakını erkekler de yanuç denen bavulu ( içinde damadın ve sağdıçın giysilerinden oluşan) götürülür. Bu grup oğlan tarafında yemek yerken, bir yandan da damat donatma yapılır. Damat; köy meydanındaki yunakta çimdirilir (yıkanır) sonunda başından aşağı bir helke (kova) soğuk su aktarılır. Meydana serilen bir kilimin üzerinde bütün köy halkının önünde bu işi bilen biri tarafından dualar edilerek hem sağdıç, hem damat giydirilir. Giydirme işi bitince tepside bulunan çörek ve çerezler(leblebi) çevredekilere dağıtılır. Davulcu çalmaya başlar ve damat halkın elini öper. Daha sonra damat eline bir pişmiş tavuk alarak yanuç getirenlere hoşgeldine gider. Yanuç getirenlere yemekte mendil hediye edilir. Yanuç getirenler getirdikleri bavulu bir miktar para karşılığı demat tarafına verir.
Akşam olunca kız ve oğlan evinde her iki tarafın akrabaları toplanarak kına yapılır. Kınada oyunlarla eğlenenler sonunda özellikle kız evinde saçı atılır. Davetlilerin getirdiği aveyitler (hediye) sesi gür bir bayan tarafından, gelin ortaya oturtulur, başına bir örtü örtülür ve üzerine bir sini tutulur. Aveyitler tepsinin üzerinde döndürülerek bu hediye filancadan darısı kızının, oğlunun başına olsun diyerek bağrılır. Gecenin sonunda damada ve gelinlik kıza kına yakılır ve oğlan yakın bir arkadaşının, kız da yakın bir arkadaşının evine misafir olur. Pazar sabahı erken çalmaya başlayan davul ve zurna öğleden önce yiğit başının önderliğinde kapı kapı gezerek halkı gelin almaya davet eder. Öğlende gelin almaya giden düğün alayı kız evine önce dünürşü grubunu gönderir. Dünürşü grubu gelin almacılar gelmeden birtakım adetleri yerine getirir ve gelini hazırlar. Gelin çıkmadan önce çeyizi çıkarılıp araca yüklenir. Daha sonra gelin ve damat alkışlar içinde arabaya biner. Dualar okunduktan sonra gelin alayı hareket eder.
Damadın evine gelen gelin arabadan inmeden önce arabanın tekerine tavuk kesilir, damat bir testi kırar, gelin arabasının üzerine şeker, çerez ve para serpilir. Gelin eve girerken odanın kapısının eşiğine yağ sürer, damatla içeri girer, i,çeride birer bardak şerbet içerler ve geri çıkarlar. Bütün köy geline bakmaya gelir. Akşam olunca damadın yakınları damat önü denilen yemeğe çağrılır. Yatsı namazında camiye gidilir, namazdan sonra ilahiler okunarak camiden eve gelinir. Damadın arkadaşları damadın sırtını yumruklayarak gerdeğe koyarlar. Ertesi gün sabah köy kadınları daha önceden odaya asılmış olan gelinin çeyizlerine bakmaya gelirler.
BEŞİK GÖTÜRME
Bebeği olan kızın anne ve babası çocuğa ve damat tarafına çeşitli hediyeler, beşik alır, yakın akrabalara da haber vererek damadın evine beşik götürür. Davetliler de çocuğa çeşitli hediyeler getirirler. O akşam damat tarafında yenilir, içilir, eğlenilir.
DİŞ BULGURU
İlk defa dişi çıkan çocuğun dişini ilk gören çocuğa hediye alır. Çocuğun ailesi ilk defa çocuğun dişi çıktığı için buğdayı kaynatır ve komşularına tabak ile dağıtır. Diş bulguru gelen eş, dost, akraba ve komşular çocuğa çeşitli hediye ve para verirler.
HASTA ZİYARETİ
Geleneklerimize ve inanışımıza göre hasta ziyareti çok makbul ve sevap olarak bilinmektedir. Hasta olarak duyduğumuz kişinin yanına en kısa zamanda ziyarete gitmek ve ona moral vermek gerekir bunun için de mevsime ve eldeki imkânlara göre meyve, süt, yemek, meyve suyu vb. şeyler götürülür, hasta ziyaret edilir ve fazla rahatsız etmeden kalkılır.
CENAZE VE BAŞSAĞLIĞI
Cenaze olunca köy camiinden sela verilir. Sela pür dikkat dinlenir ve selanın ardından cenazenin kime ait olduğu duyurulur. Bunu duyan köylü işini gücünü bırakır köye döner bir kısmı cenaze evine bir kısmı da mezarlığa mezar kazmaya gider. Bütün köylü yardım için elinden geleni yapar. Cenaze evinde yıkandıktan sonra alınır ve köy çıkışında bulunan musalla taşına kadar taşınır. Orada cenaze namazı kılınır ve cenaze mezarlığa götürülerek defnedilir. Mezarlıkta bisküvi ve lokum dağıtılır. Şimdi çikolata dağıtılıyor. Cenaze sahiplerine başsağlığı dilenir. Genellikle mezarlık dönüşü daha önceden kesilmiş olan kurban ya cenaze evinde ya da cem evinde yenilir. Eskiden akşam kurban kesilirdi. Kurbana gelenler evde pişi denilen hamur kızartması yapar getirirlerdi. Buna kabir kurbanı denir. O akşam dar çekilir. O günden sonra bütün tanıdıklar cenaze evine başsağlığına gelir. Başsağlığına gelirken de yine çeşitli gıda maddeleri; şeker, çay, makarna vb. getirilir. Başsağlığına gelirken haber verilmez ve gidilen yerde fazla oturulmaz. Cenazeden sonra okumayı bilen biri ya da köy imamı kırk gün okur, hatim indirir. Okuyan kişiye özellikle bakırdan tepsi veya sini verilirdi. Bu hediye ailenin ekonomik durumuna göre değişirdi.
ASKER UĞURLAMA VE ASKER DÖNÜŞÜ
Askere gidecek gençlerin ne zaman gidecekleri bir ay öncesinden bilinir, bu gençler köy halkı tarafından evlere davet edilir. Gençler akşamları da bir araya toplanır eğlenceler düzenlerler. Mesire yerlerinde pikniğe, bazen de kaplıcalara giderler. Topluca askere gidecekleri günün sabahı köy çıkışında bütün köy halkı tarafından uğurlanırken yakın akrabası olanlar askerin cebine harçlık koyarlar. Asker giderken peşinden su dökerler ve su gibi çabuk git gel derler. Askere giden evli ise onun eşine ve çocuğuna ayrı bir ihtimam gösterilir, asker eşi, asker çocuğu derlerdi. Asker terhis olup gelince kurban kesilir bütün köy halkı davet edilir, gelen davetliler de gelirken çeşitli hediyeler(Atlet, külot, gömlek, fanila vb.) getirirler.
GÖZAYDIN
Çeşitli şekillerde güzel biten şeylerden sonra gözaydın denir. Bir kişinin çocuğu yada torunu olduğunda gözün aydın Allah analı babalı büyütsün, uzun ömürlü olsun denir. Askerden gelenin, cezaevinden çıkanın ailesine gözaydın denir. Çocukları gurbetten gelene gözaydın denir. Okulu bitirene, mesleğe yeni başlayana, emekli olana gözaydına gidilir ve yakınları tarafından hediye götürülür.
BAYRAMLAŞMA
Bayramdan iki gün önce evlerde bayram temizliği yapılır, buna küçük arife denir. Bayramdan bir gün önce çörek pişirilir, banyo yapılır(Arife Suyu denir) akşamdan fırınlara keşkek konur buna da büyük arife denir. Bayram sabahı erkenden kalkılır erkekler bayram namazına gider, kadınlar da yemek hazırlığına bakar ve keşkek fırından çıkarılır. (Bayramda erken kalkmayanlar için ölünce sana domuz güttürülür denir) Bayram namazından çıkan bayramlaşır ve camiye yakın evler misafirleri evlerine davet ederler. Sabah kahvaltı ile birlikte keşkek yenir ve bayramlaşılır. Küçükler büyüklerin elini, büyüklerde küçüklerin yanaklarını öperler. Bayramlarda gençlerin yaşlı olanlara bayramlaşmaya gitmesi daha makbuldür. Bayramlarda sokaklar canlı ve cıvıl cıvıl olur. Küçük çocuklar kapı kapı şeker toplarlar. Kırgın ve küskün olanlar barışır. Birbirinden uzak ve uzun süre görüşemeyenler görüşme fırsatı bulurlar.
SELAM
Selam; karşılıklı insanların birbirlerine iletişim kurmak, birbirlerinin hal ve hatırını sormak için bir başlangıçtır. Bir de uzaktaki bir dosttan başka birine gönderilen bir selam vardır ki bu onun sağlık, sıhhatte olduğu haberidir. Eskiden birisi başka bir dostunun yanına giden birini görürse çıkarıp bir elma ya da portakal verir ve şu benim selamımı dostuma götür derdi.
İMECE
Özellikle köyde yaşayanların birlikten kuvvet doğar atasözünü doğrular nitelikte olan bu davranışları. Köye yapılan hizmetlerin, hiçbir karşılık olmadan bütün köy halkı tarafından birlikte yapılmasıdır. Köy yolu kumlanacaksa traktörü olanlar traktörle, olmayanlar iş gücüyle yardım eder köyün yolları kumlanır. Köye çeşme gelecekse suyolu birlikte kazılır ve borular birlikte döşenir.
GUBAŞMA
Özellikle köyde yaşayan aileler işlerini çabuk ve sıkılmadan bitirebilmek için iki yada daha fazla aile aralarında kubaşırlar yani anlaşırlar ve işi birlikte görürler. Bu sayede hem (birlikten kuvvet doğar misali) işleri daha çabuk, hem de usanmadan bitirirler. Mesela tütün dikerken bir gün bir tarlada diğer gün öbür tarlada hep birlikte tütün dikerler. Kubaşma diğer bütün işlerde olur. Kubaşma eğitim sistemimize de girmiş ve kubaşık eğitim adı altında bir yöntem olmuştur. (Bir hemşerimiz tarafından)
SIRA TÜRKÜSÜ
Tarlada çalışan köylüler, şimdiki gibi radyo, kasetçalar vb. olmadığı için usanmamak için mani söyler, bilmece sorar, hikâye, masal anlatır ve sıra ile türkü söylerlerdi. İlk baştan çıkımbaşı denen kişi söyler sonra sıra devam ederdi. Çıkımbaşı; çalışırken her işe koyulduğunda işlenen yeri düzgün çizgi halinde daraltıp, genişletmeden götüren kişidir.
KOLAY GELSİN
Çalışanların yanına dışarıdan veya başka yerden gelenler cümleten kolay gelsin diye seslenir. Çalışanlar da hoş geldin sefa geldin derler. Eğer gelen kişi telaşlı ya da dağlın olur da kolay gelsin demeyi unutursa, çalışanlardan biri (özellikle tarlada çalışırken) yerden kopardığı mahsul yada otu göstererek bu ne bu ne diye seslenir. O zaman kolay gelsin demeyi unutan kişi bu ne diyene bahşiş verir ya da gider çalışanlara karpuz, kavun vb. alır gelir.
MUHARREM ORUCU
Muharrem ayı başlamadan üç gün önce başlanır bu üç oruca sabiler orucu denir. Daha sonra oniki gün oruç tutulur. Orucun yedisi oldu mu evlerde aşure pişirilip en az yedi komşuya dağıtılır. Oniki oruç tamamlanınca köylü hep birlik olur kurban keser ve aşure pişirerek herkese dağıtılır.
POHUT ORUCU
Pohut orucu bir, üç, beş, yedi şeklinde tutulmaktadır. Pohut; çeşitli tahılların (Buğday, arpa, mısır, nohut vb.) ocakta kavrulup dipekte dövüldükten sonra ya helvası yada bulamacı yapılır ki buna pohut denir.
HELVA BAYRAMI
Helva bayramı; Regaip Kandilinin olduğu akşamdan önce herkes evinde helva pişirir ve komşularına dağıtır. O gün evlerde çeşit çeşit, renk renk helvalar bulunur.
CEMRE DÜŞMESİ
Birinci cemrenin 20 Şubatta havaya düşmesi, ikinci cemrenin 27 Şubatta suya düşmesi, üçüncü cemrenin 5 Martta toprağa düşmesi. Cemrenin toprağa düşmesi ile birlikte havaların da ısınacağına, artık tohum ekme, toprağı işleme zamanının geldiğine inanılır.
HIDIRELLEZ
Hıdrellezin bolluk ve bereket getirdiğine, 6 Mayıs gününün Hıdır ile Ellezin birleştiğine, Hızırın bu günde ekinlere kamçısını vurarak bereketlendirdiğine inanılır. Bu günde herkes piknik alanları ya da türbe yanlarına gider. Köyün genç kızları bir yerde toplanır eğlenirler. Eskiden karaağaca salıncak kurar sallanırlarmış. Hıdrellez gelince ekinler mutlaka başak çıkarırlarmış.
SIÇAN
Nisan ayının ya beşindeki Çarşamba, ya da peşindeki Çarşamba sıçan yapılır. Eskiden genç kız ve erkekler belirli bir bölgede toplanır birbirlerini seçerlermiş ve o gün herkes iş yapmaz oraya gidermiş. Bunun için de ona seçen derlermiş ancak zamanla bu inanış değişerek seçen olmuş sıçan. Bu günde kadınlar el işi yaparsa onun sıçanlar tarafından kesileceğine inanılır.
FADİM ANA AKŞAMI
Pazar gününü pazartesiye bağlayan akşama Fadime ana akşamı derler ve kadınlar bu akşamda dikiş dikmez, el işi yapmazlar.
ORAK KURTARMA
Eskiden ekinlerin orak ve tırpanla biçildiği yıllarda ekinini biçip yığın yapan orağı kurtarmış denirdi. Orağını kurtaran yakın akraba ve komşularına yardıma giderdi. Bu yardım günlerce sürebilirdi ve hatta köyden köye gidilirdi. Geride kalana yardım edilerek güzel bir dayanışma örneği sergilenirdi. Bu işte gubaşma da olurdu.
KARA HARMAN
Eskiden çok miktarda mercimek, nohut ekilirdi. Çalışmaktan yorulan insanlar yeşil nohudu yanan ateşin içine atarlar ve biraz sonra ateşi söndürürlerdi. Közlerin arasından hafif haşlanmış nohutlar toplanarak yenirdi.
ÜTME
İlkbaharda başak çıkaran buğdaylar süt halinden çıkıp sertleşmeden önce başaklar ot ya da çalı yığınının arasına konur ve ateş yakılır. Ateşin harı geçince hafif haşlanan bugday başakları toplanarak avuç ayasıyla ezilir ve üflenerek buğday tanelerinin ayrılması sağlanır ki buna ütme denir.
HARMAN KALDIRMA
Harman kaldırma; biçilen mahsulün harmanda sürülüp, ekinle samanın ayrıldıktan sonra buğdayların ambarlara taşınması, tarlada eski mahsulle ilgili yapılacak hiçbir işin kalmayışına denir ki; harman kaldırma bir özdeyişte olmuştur. ‘’Harmandan Kalkma’’. Harman kaldırmada da orak kurtarmada olduğu gibi yardımlaşma esastır. Harman kaldırmada da gubaşma olurdu.
YABA ATIMI
İşi çok fakat çalışacak adamı olmayan çiftçiler orak ve harmanda kendilerine yardımcı olsun diye harmancı denilen işçiler tutarlardı. Bu işçileri tutarken de yaba atımına kadar derlerdi. Yaba atımının zamanı belli olmazdı. Ne zaman harmanda kalan samanların tamamı samanlığa atılırsa yaba atımı son bulurdu. Samanlar insan eli biçiminde ahşaptan yapılan yabalarla atılırdı.
DÖL KATIMI
Koyun besleyen köylüler ilkbaharda koyunlarla erkek koyunları (Koçları) ayırır ve ayrı otlatırlardı. Erkek davarların topluluğu yirmiyi geçmezdi ki buna döl denirdi. Her yıl Cumhuriyet Bayramı takip edilir ve cumhuriyet bayramı gelince ayrı otlatılan döl koyunlara katılırdı ki buna da döl katımı denirdi.
Derleyen: Hüseyin ŞAHİN